Shenzhen 深圳

          Ana kara Çin’in içerisindeki Hong Kong. Çinlilerin, her ne kadar yönetimini ellerinde bulundursalar da gerçekte kendileriyle alakası olmayan bu ticaret şehrini kendi içlerine çekmek için oluşturdukları bir başka şehir diyebiliriz.

Sıcak bir iklim, gelişmiş olduğundan çok gelişmekte olan bir şehir. Çok ilginç şeyler olduğunu söylemek zor. Mandarin’den Kantonca’ya geçiş, kimseyi anlayamamak, derdini zar zor anlatmak. Shenzhen’e hoş geldiniz.

2016 yılında yapımı bittiğinde 660m uzunluğuyla dünyanın ikinci en yüksek binası olacak olan Ping’an Uluslararası Ekonomi Merkezi de şehirle ilgili verebileceğim detaylar arasında. Amerikalı bir firma tarafından tasarlaran bina, adını aldığı Ping’an isimli sigorta firmasın ait.

Şehrin bir diğer ilgi çekici yanı ise, aşağıda resimlerini görebileceğiniz, ”Window of the World” adını verdikleri, her ülkeden önemli simgelerin minyatürlerinin bulunduğu, hatta bana sorarsanız minyatür denemeyecek büyüklükte figürlerinin bulunduğu park. Türkiye’den de Ayasofya Camii’ni görme şansına nail olduk.

Toparlamak gerekirse; böyle anlatınca ilginç gibi gelebilir ama bana sorarsanız bu şehrin en güzel yanı Hong Kong’a dönüşü. Daha doğrusu Hong Kong’a gidişi. Zaten Hong Kong Shenzhen’den bir metro uzaklığınızda. Hayalden gerçeğe geçmek için gereken, çok kısa olmasa da, uzun da sayılamayacak bir sınır kapısı yolu, ardından sanıldığı gibi Hong Kong treni de değil, direk metrosu. Yaklaşık yarım saatlik bir yolculuğun ardından Hong Kong Central’da inip, Lan Kwai Fong’da medeniyete merhaba diyebilirsiniz.

Aşağıdaki Bentley’in sahibi olan abi de Hong Kong’a giden yolun müdavimi olsa gerek, çift plakayı yapıştırmış.