Kuzey Kore (DPRK)

          Bu yazıya nasıl başlasam gerçekten bilemiyorum. Başlamadan önce tek söylemek istediğim; aklımda bir anda yazıya dökmek istediğim çok şey olduğu, ancak bunu yapmadan, herşeyi olabildiğince objektif biçimde aktarmak istediğim. Bu sebeple yazı boyunca herşeyi olduğu gibi anlatmaya, kendi yorumlarımı katmamaya çalışacağım. Bu ümit ediyorum ki, Kuzey Kore’yi medya kuruluşlarında yansıtılandan daha farklı bir şekilde anlamanızı sağlayacak. Evet, o zaman dünyanın en totaliter rejimine sahip ülkesinde neler olup bittiğini bir parça da olsa öğrenmeye hazırsanız hemen başlayalım…

James gazete katlamayı anlatırken

5 gün sürmesi planlanan tur aslında bir gün öncesinde Pekin’deki Koryo Tur ofisinde başladı. Herkesin bildiği üzere çoğu konuda oldukça hassas olan Kuzey Kore’de kuralları ihlal edip sıkıntı yaşamamamız için ön brifinge katıldık. Bu noktada kısa bir not; Kuzey Kore’ye gidebilmeniz için kesinlikle bir tura katılmanız gerekiyor. Münferit ziyaret mümkün değil, zira tek başınıza otelden çıkmanıza dahi izin yok. Brifingde birçok şey anlatıldı, benim en çok dikkatimi çeken gazeteyi nasıl katlamamız gerektiğinin anlatıldığı bölümdü. Tur rehberlerinden biri olan James, gazeteyi liderin resmini bölmeden katlamamız gerektiğini, aksinin saygısız bir tutum olarak algılandığını izah etti.

 

          Ve büyük gün geldi çattı. Sabah 9:30’da toplanıp otobüsle havalimanına yol doğru yol aldık. Otobüste turist kartı olarak tabir edilen vizelerimiz dağıtıldı. Kuzey Kore vizeyi diplomatik nedenlerden dolayı pasaportunuza yapıştırmıyor. Yine aynı sebeplerden dolayı pasaporta herhangi bir giriş çıkış damgası da basılmıyor. Aşağıda gördüğünüz Koryo Tur çantasının içinde birkaç sticker ve  gezinin kullanım kılavuzu niteliğinde ufak bir kitapçık var. Kitapçığın içinde Çince ve Korece birkaç basit cümlenin İngilizce tercümesi, Kuzey Kore’nin talep ettiği ve kabin ekibi tarafından uçakta dağıtılan sağlık, gümrük vs. kartlarının nasıl doldurulacağı yazıyor.

       

Koryo Tur Çantası ve Turist Kartı / Koryo Tours Bag and Tourist Card

Koryo Tur Çantası ve Turist Kartı

          Aslında geziyle ilgili beni en çok korkutan şey uçuştu. Her havayolu şirketinin kullandığı Airbus, Boeing yerine Kuzey Kore havayolu şirketi Air Koryo, Rus yapımı Tupolevleri kullanıyor. Uçak çok eski değil, içinin dışının bir Boeing 737’den gözle görülür bir farkı yok ancak Air Koryo’nun dünyadaki tek bir yıldıza sahip havayolu şirketi olduğu düşünüldüğünde biraz korkutucu olabiliyor. Uçuştan önce tanıştığım François adlı abi bunun uçuş güvenliğiyle ilgili değil, servis kalitesiyle ilgili olduğunu söyledi. Air Koryo’nun kaza konusunda oldukça temiz bir sicili varmış. Dünya üzerinde sadece iki üç noktaya uçuşu olan bir havayolu şirketi için bu sicil ne kadar kıstas olur orası da ayrı bir konu tabii. Servis kalitesi bence gayet iyiydi, hostesler güler yüzlü, güzel, bakımlıydı. Verdikleri tavuk burger eh idare eder ama daha kötülerini de gördüm ben. Servis kalitesi anlamında tek yıldız bir havayolu olduğunu söylemem, tek yıldız gerçekten servis kalitesine bağlı verildiyse tabi…

         

Air Koryo Tupolev Tu-204

Air Koryo Tupolev Tu-204

Air Koryo

Air Koryo

          Şimdi söyleyeceklerim belki de bu yazının en subjektif bölümü olabilir, ancak burada bu kadarcık da olsa kendi fikrimi eklemezsem gerçekten okuyanlara haklarını vermemiş olurum diye düşünüyorum. Uçuş güvenliği, uçağın eskiliği-yeniliği vesairesinden korktuğum uçakla ilgili çok daha çarpıcı birşey keşfettim başkent Pyongyang’a indikten sonra. Bindiğimiz uçak aslında uçak değil, bir zaman makinesiymiş.

Pyongyang Tramvay

          Havalimanından çıktığımız an sene 1965’ti. Abartmıyorum, kendimi zamanda yolculuk yapmış gibi hissettim. Binalar, sokaklar, insanlar, insanların giyimleri, saçları başları, her şey sanki 1965’ten gelmiş gibiydi. Gözlerime inanamadım. Otele geldiğimizde fikirlerim daha da pekişti, zira lobiden başlamak üzere otelin de farklı bir yılda olduğunu söylemem mümkün değil.

Yanggakdo Otel - Hotel

Yanggakdo Oteli Lobisi

          İlk akşam yemeğini otelde yedik. Yemek beklediğimden çok daha lezzetliydi. Sıra sıra tavuk, pilav, balık, sebze meyve gibi bir sürü şey geldi. Karnımın fazlasıyla doyduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Yemekle beraber Kuzey Kore biralarını da arka arkaya hüplettik. Otelden çıkma ihtimalimiz olmadığı için en iyi zaman geçirme aracı alkoldü. Üstüne Kuzey Kore’ye gelme cesaretini gösteren kişilerin ne kadar ilginç insanlar olduğunu tahmin edebiliyorsunuzdur sanırım. Grup birbirinden ilginç insanlarlar doluydu, içip içip çok keyifli dakikalar geçirdik. Gece sonlanmadan önce de otelin dışarı çıkma ihtimali olmayan müşterilerine sunduğu sayısız eğlence olanağından biri olan(bowling, karaoke, pingpong vs.) bilardo salonunda ufak bir maç yaptık.

Kuzey Kore Birası - North Korean Beer

Kuzey Kore Birası 

beerteahouse

Turdaki panpalarla bira keyfi

Otelin bilardo salonu - Billiard room in the hotel

Otelin bilardo salonu

          İkinci gün gezinin en çarpıcı noktalarından biri olan Kumsusan Palace of the Sun, diğer bir tabirle Kim Il-Sung anıt mezarına gittik. Kim-Il Sung bildiğiniz üzere Kuzey Kore’nin kurucu lideri, ve 1976’da inşa edilen saray aslında onun evi oluyor. 1994’te vefat ettikten sonra oğlu ve ülkenin yeni lideri olan Kim Jong-Il, sarayın bir anıt mezara dönüştürülmesini sağlıyor. Söylenenlere göre renovasyon için harcanan para $100m kadar. Bazı kaynaklara göre ise $900m kadar olduğu söyleniyor. Tabii Kuzey Kore’yle ilgili çoğu bilginin doğrulanma şansı olmadığı için hangisinin doğru olup olmadığını bir yana bırakın, ikisinden birinin doğru olup olmadığını bile bilemiyorsunuz.

          

Kumsusan Güneş Sarayı / Kumsusan Palace of the Sun

Kumsusan Güneş Sarayı

          Sarayın içinde ne var diye sorarsanız, öncelikle girişten içeri ulaşana kadar aşmanız gereken çok uzun bir yol var. Yolu yürüyen bantla aşarken sol tarafınızda ülkenin kurulduğu günden başlayarak (1945) yıl yıl başkan Kim Il-Sung’un ülkenin farklı taraflarına yaptığı ziyaretlerin fotoğrafları var. Hemen karşı tarafta geri dönüş yolunda bulunan yürüyen bantın sol tarafında da oğlu Kim Jong-Il’in yaptığı ziyaretlere dair fotoğrafları bulunuyor. Bunun nedeni fotoğrafların ülkenin kuruluş tarihinden Kim Jong-Il’in öldüğü 2011 yılına kadar kronolojik olarak sıralanmış olması.

          Anıt mezardan bahsetmişken, mezarın kendisinden bahsetmemek tabii ki olmaz. Kim Jong-Il’in babasının anıt mezarı olması için renove ettirdiği saray ne ilginçtir ki kendisi için de mezar olmuş. İçeride farklı iki odada iki liderin de mumyalanmış vücutları cam tabutların içinde sergileniyor. Tabutun dört tarafında dörtlü sıralar halinde saygı göstermek adına eğilmek zorundasınız. İçeride fotoğrafı, fotoğraf makinesini bırakın, elinizi cebinize sokmanıza dahi izin yok.

Güneş Sarayı / Palace of the Sun

Güneş Sarayı

          Kumsusan Güneş Sarayı’nı tamamladıktan hemen sonra sıra Kuzey Kore tarihinin en başına, Japonlara karşı verilen liberalizasyon savaşından başlayarak ülke tarihini öğrenebileceğimiz yerleri dolaşmaya geldi. İlk durağımız Kore yarımadasına Japon egemenliğini sonlandırmak için gerçekleştirilen özgürlük savaşında verilen şehitlerin bulunduğu mezarlıktı. Amerika’nın 1941, Sovyetler Birliğinin ise 1945’te Japonya’ya karşı savaş ilan etmesi sonucu 15 Ağustos’ta zaferle sonuçlanan, hem Kuzey Kore hem de Güney Kore’de ulusal egemenlik bayramı ilan edilen savaşta kaybedilen askerlerin mezarlığı. Her zamanki gibi anıtlarının önünde saygı duruşumuzu da yaptık.

Savaş Anıt Mezarlığı / War Memorial Cemetery

Savaş Anıt Mezarlığı

warmemjapkor2

Savaş Anıt Mezarlığı

          Anıt mezarlıktan sonraki durağımız bir sirkti. Evet yanlış okumadınız sirk, bildiğiniz sirk. Bu ve bununla başlayan bir çok atraksiyonda ara ara aslında Kuzey Kore gezisiyle birebir alakası olmayan, ancak Kuzey Korelilerin de normal insanlar olduğunu bize hatırlatan atraksiyonlara katıldık. Hakkını vereyim, sirk gerçekten başarılıydı.

Sirk / Circus

Sirk

Sirk / Circus

Sirk

          Sirkten sonra tramvayla şehri dolaştık, ardından Juche adı verilen, “kendi kaderinin belirleyicisi olma” mottosu üzerine inşa edilmiş ideolojinin anıtı olan Juche Kulesine çıkıp tepeden şehri izledik.

Tramvay

Juche Kulesi / Juche Tower

Juche Kulesi

          Ve şimdi de günün anlam ve önemini pekiştiren en önemli noktaya geldik; lunapark! Biri Kuzey Kore’ye gelip rollercoaster’a bineceğimi söylese herhalde gülmekten yerlere yatardım. Ama oldu, hatta rollercoaster’la kalmadım çarpışan arabaya da bindim. Eğlendik mi? Eğlendik.

Rollercoaster

Rollercoaster

Çarpışan oto / Bumping car

Çarpışan oto

          Akşam yemeğiyle gün sona erdi. O kadar çok yere gittik ki otele geldiğimizde kimsenin yürümeye dermanı kalmamıştı. Sabah 7:30’ta otobüste olmamız gerektiğinin de haberini alınca herkes koşar adım odalarına çekildi.

          Üçüncü günde ilk durağımız Güney Kore sınırı yakınındaki Kaesong şehri, daha sonra şehrin güney kısmında bulunan, Kore savaşı sonrasında ateşkes anlaşmalarının yapıldığı Panmunjom kasabası, ve akabinde askersiz bölge olarak tabir edilen DMZ’ydi. Yol üzerinde de ancak “Yeniden Birleşme Kemeri” olarak Türkçe’ye çevirebildiğim Arch of Reunification’ı gördük. Kemer, 4 Temmuz 1972’de Kuzey-Güney Kore olmak üzere iki ülkenin anlaşmaları ile temeli atılmış ancak bir türlü gerçekleşmemiş birleşmenin 15 Haziran 2000’de tekrar alevlenmesi sonucu, 2001’de açılmış.

          Hoplamalı zıplamalı 3 saatlik bir yolculuğun ardından Kaesong’a vardık. Turun çoğu noktasında olduğu gibi burada da alışveriş yapmamız için bizi ufak bir dükkana soktular; Kuzey Kore ekonomisine ufak bir katkı da diyebiliriz. Akabinde Panmunjom ve ortak alandan giriş-çıkışımıza eşlik edecek askeri üniformalı bir görevli neyin ne olduğunu harita üzerinde anlatmaya başladı.

Yeniden Birleşme Kemeri

          Brifingin hemen akabinde otobüsle Panmunjom’a doğru yol aldık. Ateşkes antlaşması görüşmelerinin yapıldığı, ve antlaşmanın imzalandığı kulübeleri gördük. Mütemadiyen Amerikalılar ve Birleşmiş Milletlerin zaman kazanmak için Kuzey Korelileri oyaladıkları, iyi niyeti manipüle etmeye çalıştıkları vurgulandı.

Ateşkes Antlaşmasının Yapıldığı Yer / Place of Armistice Agreement

Ateşkes Antlaşmasının yapıldığı yer

Mahallinde ateşkes görüşmeleri yaparken / On the spot armistice negotiations

Yerinde ateşkes görüşmeleri yaparken

          Ateşkesi imzaladıktan hemen sonra askersiz bölgeyi görmek için yola çıktık. Kısaca birkaç prefabrike barakanın Kuzey Kore ve Güney Kore’yi dışarda ortadan geçen mermer bir şerit, içeride ise mikrofon kablosuyla birbirinden ayırdığı, ve 1953 sonrası görüşmelerin yapıldığı ortak alan. Alanın her iki tarafında da ziyaretçiler için gözlem platformu var.

Askersiz Bölge / Demilitarized Zone

          Askersiz bölgede işimizi bitirdikten sonra yine 3 saatlik bir yolculukla Pyongyang’a geri döndük. Yolun ortasında yağmur yağmaya başladı, ve akabinde kendimizi bir nakış evinde bulduk. Çok ilginç birşey olmadığı için orayı es geçiyorum, zira şimdi en eğlenceli bölüm geliyor; çiçek fuarı! Tur rehberi nakış evinin hemen akabinde çiçek fuarına gideceğimizi söylediğinde “o ne lan ne işimiz var çiçek fuarında, çiçek görmeye mi geldik Kuzey Kore’ye” gibi bir tepki oluştu aklımda ister istemez. Zira nakış evi bence turla komple alakasız bir atraksiyondu, ve sadece turistlere birşeyler satmaya yönelikti. Çiçek fuarında karşılaştığım tabloysa beni hayretler içinde bıraktı. Zira çiçek fuarı diye kastettikleri şey, ülkenin kurucusu ve oğlunun adının verildiği iki farklı çiçek türünün sergilendiği kocaman bir mekandı. Burada aynı zamanda bu çiçeklerin tohumlarını nasıl yetiştirileceğine dair bir kitapçık ile birlikte satıyorlar. Tohumun tanesi beş euro. Adları mı? Sıkı durun; Kimilsungia, ve Kimjongilia.

Çiçek Fuarı / Flower Exhibition

Çiçek Fuarı

Çiçek yetiştirme kılavuzu / Manual of flower cultivation

Çiçek yetiştirme kılavuzu

          Yine bol biralı bir akşam yemeğinin ardından günün sonuna, dolayısıyla otele geldik. Sanıyorum bu akşam kart oynamıştık otelin cafesinde, baya eğlenceliydi.

          Dördüncü günün sabahı valizlerimizi toplayıp otelden çıkış yaptık. Günün Pyongyang’da geçirilip, akşam şehirden 1-2 saat kadar uzaklıktaki Nampo şehrine gidilmesi, gecenin odalarında kaplıcalar bulunan evlerde geçirilmesi planlanıyordu. İlk durağımız Pyongyang metrosuydu.

Pyongyang Metro Girişi / Pyongyang Metro Entrance

Pyongyang Metro Girişi

Pyongyang Metro Yürüyen Merdivenler

Pyongyang Metro

Pyongyang Metro

          Toplamda iki hat 17 duraktan oluşan metronun nasıl da Sovyetler Birliği tarzı şaşalı olduğunu görüyorsunuzdur. Ben aynı tarzı Kiev, Ukrayna’da da görmüştüm daha önce. Bir durakta binip sonraki durakta indik, sonra o durağın nasıl olduğunu görüp tekrar 5-6 durak daha gittik. Son indiğimiz yer “Zafer Kemeri” olarak Türkçe’ye çevirebileceğim, Pyongyang’ın simgelerinden olan Arch of Triumph’ın olduğu duraktı.

Pyongyang Metro İç / Interior

Pyongyang Metro İç Kısım / Interior

          Metroda en çok dikkatimi çeken şey yukarıda görmüş olduğunuz trenden inip, daha yeni yapılmış, modern bir trene bindiğimiz zamanda gördüğüm manzaraydı. Bugün çoğu metroda bulunan, çoğunlukla reklam için kullanılan ekranlarda ülkenin ne kadar iyi gittiğine dair videolar dönerken, korece gece kulübü ses yükseliğinde propaganda yapılıyordu hoparlörlerden. Ses seviyesini abartmıyorum, gerçekten yanımdakiyle birbirimizi duyamıyorduk.

          Bir sonraki anlatmaya değer durak Mangyongdae Çocuk Sarayı’ydı. Öncesinde sanat galerisine ve atış poligonuna falan gittik aslında ama çok aşırı kaydadeğer atraksiyonlar olmadığı için yine atlıyorum. Çocuk sarayı gerçekten ilginçti. Ders dışı aktiviteler için yapılan sarayda müzik, resim, nakış, kaligrafi gibi farklı dallarda ilgisi olan çocuklar yeteneklerine göre eğitim alıyorlar. Bu bağlamda izlediğim yaklaşık 45 dakikalık gösteri tek kelimeyle muazzamdı. Çocuklara nasıl bir eğitim veriyorlarsa resmen robot gibi hatasız tamamladılar gösterilerini. Gösteri sırasında arkadaki ekranda defalarca dönen nükleer test videosu ise tek anlamıyla hayretler içinde bıraktı beni. Zaten 15 yaş altında çocuklar gayet naif şekilde gösterilerini icra ederken arkada füze kalkış videosu olması sadece Kuzey Kore’de olabilecek birşey sanırım. Ha bu arada aynı füzenin kocaman bir maketi de sarayın içinde yer alıyor.

Çocuk Sarayı / Children's Palace

Çocuk Sarayı

Çocuk Sarayı'nda Bir Ders / A Class in Children's Palace

Çocuk Sarayı’nda Bir Ders

Çocukların Şovu / Children's Show

Çocukların Şovu

Füze Maketi / Mockup Missile

Füze Maketi

          Gösteri bittiğinde Nampo şehrindeki kaplıcalara doğru yola koyulduk. Kaplıcanın nasıl kaplıca olduğuna, pardon olmadığına geçmeden önce yağmur çamur geldiğimiz yolun kenarında gördüklerime değinmek istiyorum. Otobüsün içinde olduğumuz ve etraf zifiri karanlık olduğu için pek fotoğraf paylaşma şansım yok ama yol kenarlarında gördüğümüz evlerin çoğunda dondurucu soğuğa rağmen en ufak elektrik yoktu. O insanların o soğukta o evlerde nasıl yaşadığını düşününce insanın içi titriyor. Kaplıcaya gelince, kaplıcadan başka her şeye benzediğini söyleyebilirim. Bizim odadaki çalışmadı bile. Dışarısı zaten kırılıyor; soğuk, karanlık, insan yok… Üstüne bir de yemekten sonra odanın yolunu kaybettik falan tam komedi oldu.

          Beşinci ve son gün sabah erkenden kalkıp Nampo Barajı, ya da Batı Denizi Barajı olarak adlandırılan baraja gittik. Tepeye, barajı yukarıdan rahat görebileceğimiz bir yere geçip yine ufak bir odada nasıl yapıldığına dair bilgiler alan videoyu izlerken ben uyumaya başladım. Zira önceki gece üzerinde yattığımız yatak musalla taşı gibi sertti, ve videonun da çok fazla ilgi çekici olduğunu söyleyemem. Baraj yapımını anlatıyor en nihayetinde, ve anlattığı barajın arkasında roket bilimi yok. Birkaç fotoğraf çekip yolumuza devam ettik.

Nampo Barajı / Dam

Nampo Barajı 

Geleneksel Kıyafetiyle Kuzey Kore Kadını / North Korean Lady with Traditional Outfit

Geleneksel kıyafetiyle Kuzey Kore kadını

          Barajla da işimizi bitirince sıra kooperatif çiftlik dedikleri bir yere gittik. Burada gördüğümüz en ilginç şey ufak bir anaokuluydu. Ufacık çocuklar bizleri aralarına aldılar, oyunlar oynatıp, dansettirdiler. Gerçekten ne kadar sevimlilerdi anlatamam.

Anaokulu / Kindergarden

Anaokulu

Minik Arkadaşım / My Little Friend

Minik arkadaşım

Anaokulu Duvarı / Wall of Kindergarden

Anaokulu duvarı 

          Şimdi size yerinde rehberlik nedir onu anlatmanın zamanı. Kuzey Kore’de nereye giderseniz gidin ya Kim Il Sung’un, ya Kim Jong Il’in, ya da her ikisinin fotoğraflarının olduğunu görürsünüz. Bu fotoğrafların çoğunda liderlerden en az biri bir yeri işaret eder eliyle. İşte Kuzey Koreliler buna “yerinde rehberlik” diyorlar. Yani halka yerinde neyi nasıl yapmaları gerektiğini anlatma bir nevi. Aşağıdaki fotoğrafta görebileceğiniz üzere de biz, iki ortadoğulu olarak gittiğimiz su fabrikasında çalışanlara yerinde rehberlik yaptık.

Kim Il Sung ve Kim Jong Il

Kim Il Sung ve Kim Jong Il

Yerinde Rehberlik / On the Spot Guidance

Yerinde rehberlik 

          Günün ve gezinin geri kalanında Mansu Tepesindeki Liderlerin Anıtları, Savaş Müzesi, ve İşçi Partisi Anıtı kalmıştı. İlginç olanı ise gezinin hemen ardından gelen haftasonu 36 yıl sonra ilk kez gerçekleşecek olan İşçi Partisi kongresi sebebiyle oluşan tören provalarında yolun kapatılmış olması, ve otobüsün mahsur kalıp yürüyerek kalabalığın içine dalmamızdı. İnsanların fotoğrafını çekmek yasak olduğu için buradan sadece uzak çekim fotoğraf paylaşabiliyorum. Ancak söyleyebileceğim bir şey varsa o da onbinlerce insanın meydanlarda olduğu, sıkılıp bunaldıklarının net biçimde yüzlerinden okunduğudur.

Kongre Provası / Congress Rehearsal

Kongre provası

Mansu Hill Anıtları / Mansu Hill Grand Monuments

Mansu Hill Anıtları

          Anıtların hemen ardından Savaş Müzesine geçtik. İçeride yine fotoğraf çekimine izin yoktu, ancak hayatımda gördüğüm en iyi dizayn edilmiş müzelerden biri olduğunu çok net söyleyebilirim. Özellikle Kore Savaşı’nı net biçimde bize yaşattılar. Hele bir bölümü vardı ki 360 derece dönen platformda duvarlara çizilmiş resimlere verilen efektlerle dinledik savaşta neler olduğunu. O bölüm tek kelimeyle muhteşemdi. Hayatımda başka hiçbir müzede öyle birşey görmedim. Bunun dışında bize eşlik eden müze görevlisinin beş lafından ikisinin emperyalist Amerikalılar olması, 1968’de yakaladıkları Amerikan casus gemisi, ve bu gemiden rehin aldıkları askerleri öne sürerek imzalattıkları itiraf mektuplarını sergilemeleri, üstüne bununla oldukça gurur duymaları müze gezisinin kaydadeğer noktalarıydı.

Savaş Müzesi / War Museum

Savaş müzesi

          İşçi Partisi Anıtı ve geziden birkaç son fotoğraf paylaşmadan önce ufak bir kapanış yapmak istiyorum. Kuzey Kore gezisi hayatımda gittiğim en rahat, en eğlenceli, en keyifli gezi değildi belki. Ancak şüphesiz, hayatımda yaptığım en ilginç şeylerden biriydi. 5 gün boyunca telefon, internet, dış dünyadan komple uzak olmak bile başlı başına farklı bir tecrübe. Dünyanın neresine giderseniz gidemeyeceğiniz bir dünya gördüm ben orada. Gerçekten sahip olduğum şeyler için ne kadar şükretmem gerektiğini öğrendim. Hayatımda muhtemelen bir defa elime geçecek bu şansı kullanıp bu ülkeyi gezme fırsatını bulduğum için gerçekten çok mutluyum.

İşçi Partisi Anıtı / Workers Party Monument

İşçi Partisi Anıtı 

Bira Barı / Beer Bar

Bira barı

Ben ve Güneş / Me and the Sun

Ben ve güneş 

Umarım yazıyı beğenmişsinizdir. Her türlü sormak istediğiniz şey için bt@berkaytekin.com adresinden, veya sol üst köşeki + tuşuna tıklayarak ulaşabileceğiniz sosyal medya hesaplarımdan bana ulaşıp sorularınızı sorabilirsiniz. Elimden geldiğince yanıt vermeye çalışırım.

Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle…