Kazakistan

          Evet, uzun bir aradan sonra seyyah goygoylarıma tam gaz ediyorum. Son olarak  -yazıya başladığımda sondu en azından- yazının başlığından da anlaşılabileceği üzere Kazakistan’a bir seyahat gerçekleştirdim. Yaklaşık 18 milyon nüfusu olup, yüzölçümü bakımından dünyanın en büyük 9. ülkesi olan Kazakistan, Hazar denizi kıyılarından Çin sınırına kadar uzanmakta. 1991 yılının Aralık ayında Sovyetler Birliği’nden ayrılıp bağımsızlığını kazanan ülkenin ilk cumhurbaşkanı, ziyaretim sırasında beraber fotoğraf çekilme fırsatını bulduğum sevgili Nursultan Nazarbayev.

nazarbayevben ast

Başkan ve ben

          Doğrusunu söylemek gerekirse Kazakistan’a gitmek aklımda hiç mi hiç yoktu. Şanghay’da MBA programından arkadaşım olan Saken’in düzenlemiş olduğu tur çerçevesinde “bir daha fırsatım olmaz, en fazla bir hafta kaybederim ne olacak gideyim” diye düşünerek gittiğim ülke adeta bir cennet çıktı. Tabii bu durumun Saken’in kendisiyle direk bağlantılı olduğunu söylemek yanlış olmaz. Efsane misafirperverliği, bizi gidilebilecek en güzel yerlere götürmesi sebebiyle turun ekstra anlam kazandığı bir gerçek.

          Turumuz Kazakistan’ın 2 milyonu aşan nüfusuyla en büyük şehri olan Almati’de başladı. İlk duraklarımızdan biri Panfilov Parkı olmakla birlikte, parkın içinde bulunan Zenkov Katedrali, dünyanın en yüksek ikinci ahşap yapısı olarak görülmeye değerdi. Yapımı 1907’de tamamlanan devasa yapının 1911’de geçirdiği büyük depremi ufak sıyrıklarla atlatması, dönemin piskoposları tarafından tanrının bir lütfu olarak addedilmiş.

zenkov

Zenkov Katedrali

          Katedralin içinde bulunduğu Panfilov Parkı’nın geri kalan kısmı da oldukça görülmeye değer. Parkın adı Moskova dışında Nazilerle savaşırken hayatını kaybeden 28 Almati piyadesi, Panfilov Kahramanlarından gelmekteymiş. İsmin başkahramanı Ivan Panfilov, büyük zorluklarla düşmanın başkente ulaşmasını ertelemiş.

panfilov

panfilov1

Panfilov Parkı

          Panfilov Parkı’ndan sonraki durağımız Birinci Cumhurbaşkanı Parkı’ydı. Birinci ve tek cumhurbaşkanı parkı yani. Almati’nin güneyinde bulunan park tek kelimeyle devasa. İçinde çok fazla bir olay olduğunu söyleyemem, park sonuçta zaten ne bekleyebilirsiniz o da ayrı konu zaten ama gidip görülmeye değer. Yemyeşil, ağaçlık, içeride ilk fotoğrafta görebileceğiniz üzere bir Nursultan Nazarbayev anıtı var. Kısacası peyzaj anlamından başarılı bir mekan.

firstprpark

Birinci Cumhurbaşkanı Parkı

          Saken ve ailesinin akşam bizi evlerinde ağırladığı yemek tek kelimeyle muhteşemdi. Bu konuda annesi ve ailesinin diğer üyeleri ve arkadaşlarına da teşekkür etmeden geçemem. Masada sadece kuş sütünün eksik olmasını geçtim, insanların sıcak davranışları, bizi sanki ailelerinden bireyler gibi kabul edermişçesine davranmaları inanılmazdı. Kazakistan’ın Orta Asya’daki 7 Türk devletinden biri olması da benim kendimi ekstra bir evimde hissetmemi sağladı.

yemek

          Yemekte öğrendiğim başka bir şey de Muhteşem Yüzyıl’ın Kazakistan’da ne kadar meşhur olduğu oldu. Özellikle yaşını almış Kazak teyzeler bitiyormuş Sultan Süleyman’a. Pek dizi vesaire izlediğim de yok, bu bilgiyi de niye paylaştıysam artık…

          İkinci gün durağımız Shymbulak Kayak Merkezi’ydi. Turumuz yaza denk geldiği için kayak yapma fırsatımız olmadı ancak az sonra değineceğim daha farklı atraksiyonlara girdik. Merkez ile ilgili kısa bilgiler vermek gerekirse; Trans-İli Ala dağ sırasının içinde bulunan kayak merkezi, 2200 metrelik konumuyla Medeu Vadisi’nin üst kısmında yer almakta. Vadinin içinde ise 2011 yılı Asya Olimipiyatları’na ev sahipliği yapan Medeu Sürat Pateni Pisti var.

medeu

 Medeu

shymbulak1

Shymbulak Kayak Merkezi

          Gelelim tatilin en civcivli bölümlerinden birine; yamaç paraşütü. Başta hiç ilgim alakam olmamasına rağmen okeye aranan dördüncü olarak, arkadaşların ısrarıyla yapmış bulundum. Kayak merkezinin üzerinde denize 3200 metre mesafeden gerçekleştirilen yaklaşık 20 dakikalık uçuşumuz Medeu Sürat Pateni Pisti’nde son buldu. Yükseklik korkum falan yoktur, konsept çok ilgimi çekmediği için atlamadan önce çok istekli değildim açıkçası. Ancak yukarıdan Almati, dolayısıyla da vadinin çok güzel bir kuş bakışı görünüşünü tecrübe etme fırsatı buluyorsunuz.

parag

Paragliding

          Gezinin üçüncü günü Kapçıkay adı verilen, Almati’nin kuzeydoğusunda yer alan, göl kenarı bir şehre gittik. Çektiğim fotoğraflara bakarken oradan hiçbir kare olmadığını farkettim. Zaten havuz başında bir malikanede, abartmıyorum, ciddi ciddi malikanede Dan Bilzerian tadında bir gündü, fotoğraf olsa da paylaşırmıydım çok emin değilim.

          Dördüncü gün yine ilklerin günüydü. Helikoptere binip internetin, şebekenin olmadığı Alatau Dağları’na, Kolsai Gölü’ne kamp yapmaya gittik. Kamp dediğime bakmayın, ufak, hostel gibi bir yerde kaldık, öyle çadırda falan değil. Göl etrafında, at üzerinde yaptığımız iki saat üzeri süren gezi ve piknik tek kelimeyle efsaneydi. Sırt ağrısından mahvoldum orası ayrı bir konu, ama kesinlikle buna değerdi.

berkopter

berkolsai

atkolsai

          Beşinci gün, Alatau dağlarından helikopterle Almati’ye dönmek yerine, yaklaşık 6-7 saatlik bir kara yolculuğu yapmaya karar verdik. Bunun sebebi Kaindy Gölünü görmek, ancak bundan da daha önemli olmak üzere Charyn Kanyonu’nu görmekti.

 kaindy

Kaindy Gölü

          Hayatımda başka bir kanyona gitmediğim için karşılaştıramayacağım ama çöl sıcağında esen rüzgar, Amerikan filmlerinden fırlama bir manzara, aşağıdaki yoldan Roadrunner geçecekmiş gibi bir his… Kısacası görmeye değecek, ilginç bir deneyimdi. Almati’nin 200km kadar doğusunda bulunan kanyon, Çin sınırına yakın ve yaklaşık 90km uzunluğunda.

charyn

Charyn Kanyonu

          Beşinci günün akşamı sıra Astana’ya geldi. Yaklaşık 1-1.5 saatlik uçak yolculuğundan sonra başkente vardık. İlk akşamı bir Playstation kafede Fifa oynayarak geçirdik. Ertesi gün, yani altıncı gün, sıra yine şehir turu kısmına geldi. Sırasıyla Khan Shatyr Eğlence Merkezi, KazMunayGas Genel Merkezi, Bayterek Anıtı ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın bulunduğu bir şehir merkezi turu yaptık. Bu anlattıklarımın hepsi arka arkaya sıralıydı ve hepsini yürüyerek gördük. Astana’da çok zamanımız olmadığı için hepsini dışardan görüp geçtik. Yalnız aşağıda fotoğrafı bulunan farklı ülkelerden motifli atların olduğu meydan ilgi çekiciydi.

iastana

atsatana

KazMunayGas Genel Merkezi ve Atlar

          Oldukça büyük meydanı gezerken kısa bir pit-stopla milli içkimiz ayranı -cumhurbaşkanı deyimiyle- ve at sütünü tatma fırsatı bulduk. Ayranın tadı bizimkine göre biraz daha ekşiydi, at sütü ise tarif edilemez derecede ekşiydi. Zaten at sütünden denemelik bir yudum aldım, fazlası kafa yapardı.

atstanatr

 Semazen ve Sultanahmet motifli Türk Atı

bayterektower

Bayterek Kulesi / Bayterek Tower  

prepastana

Cumhurbaşkanlığı Sarayı / Presidential Palace

          Yedinci ve son gün geri dönme zamanıydı. Uçak akşam üzeri olduğu için günü ufak bir botta gerçekleşen Kazak nikah töreni ile değerlendirdik. Gayet sade, türk tabiriyle eş, dost, akraba sayılı kişinin davetli olduğu basit bir törendi. Asıl düğün akşamdı, ancak geri dönmem gerektiği için ona maalesef katılamadım. Kıssadan hisse olarak özetlemek gerekirse; uzun süre unutmayacağım sayılı gezilerdendi Kazakistan gezisi. Kah güldük, kah eğlendik, kah içip zıvanadan çıktık. Başta turu düzenleyen Kazak arkadaşım Saken olmak üzere turu eğlenceli kılan herkese çok teşekkürler.

20150812012041

Wedding Boat

Edu (Brezilya), Ben, Ashod (Suriye-Ermenistan)

allinkazakh

Edu, Saken, Kyushik (Güney Kore), Ashod, ve Ben

Umarım yazıyı beğenmişsinizdir. Her türlü sormak istediğiniz şey için bt@berkaytekin.com adresinden, veya sol üst köşeki + tuşuna tıklayarak ulaşabileceğiniz sosyal medya hesaplarımdan bana ulaşıp sorularınızı sorabilirsiniz. Elimden geldiğince yanıt vermeye çalışırım.

Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle…