Herkese tekrar merhabalar! Uzun bir aradan sonra tekrar zaman bulup buraya birşeyler karalamak çok güzel. Son Kuzey Kore, diğer adıyla Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti seyahatimden sonra biraz durulmaya karar verdim. Takdir edersiniz ki gördüklerimi hazmetmek çok da kolay değildi. Yazının başlığından da anlayabileceğiniz üzere İspanya’ya kısa bir gezi gerçekleştirdim, yaklaşık 5 gün kadar. Şeker bayramında gerçekleştirdiğim gezinin yaklaşık yarım günü Barselona’da, geri kalanı da Ibiza’da geçti. Evet, gezinin pek de turistik temellere dayanmadığını söyleyebilirim…

Ushuaia Teaser

Tur yazısı için ufak bir başlangıç / Sort of an appetizer for the post

Barcelona

Evet o zaman hemen Barselona’da geçirdiğim yarım günle başlayayım. Açıkçası Barselona’ya gitmemin tek sebebi İstanbul’dan Barselona’ya direkt THY uçuşu olmaması, ve bunun üstüne İstanbul’dan Barselona’ya inen uçakla Barselona’dan Ibiza’ya giden uçağın alakasız saatlerde olmalarıydı. Bana kalsa direk Ibiza’ya uçardım. İş öyle olunca dedim bari bir yarım gün geçireyim. Barcelona kötü bir yer olduğundan değil tabii ki, tamamen turistik havada olmamamdan kaynaklı bu. Tek gece için tuttuğum otel La Rambla adını verdikleri, Taksim ayarında bir yerdeydi. Öğleden sonraydı, gittim çantayı valizi atıp zaten orada bulunan birkaç Türk arkadaşımla birşeyler içtim önce. Sonra koşar adım turistlerin gitmezse olmazı, La Sagrada Familia isimli kilisenin yolunu tuttuk. Mimari Antoni Gaudi, 1926’da 73 yaşında ölünce kilise de yarım kalmış, hala bitirememişler falan filan işte. Adam nasıl karmaşık bir çizim yaptıysa, 2026-28 arası bitirilmesi planlanıyormuş, günümüz teknolojisine uygun olmamasından dolayı bir ton sıkıntı yaşanıyormuş. Halk arasında bitmeyen kilise olarak bilinen La Sagrada Familia’nın bu kadar uzamasının sebeplerinden biri de, yapımının bağışlar vesairelerle tamamlanmaya çalışılmasıymış. Ölme eşeğim yaz gelsin anlayacağınız.

larambla

La Rambla

lasagradab

La Sagrada Familia

Arkadaşlar bilet almışlar kilisenin içine girmek için, ancak benim zamanımın kısıtlı olması sebebiyle içini pas geçip La Barcelonata plajına doğru yürümeye başladım. La Sagrada Familia’ya yaklaşık 3,5km kadar uzaklıkta kalan plaj, plaj işte ne diyeyim yani. İspanyol halk plajı. Millet denize giriyor falan filan. Kenarında restoranlar, gece kulüpleri, çoğu turist yolmaya programlı, ekstra başka birşey yok. Yakınlarda bir yerde İspanyolların meşhur paellasını yedik. Tadı fena değildi. Türk mutfağını bilen biri için idare eder, diğer turistlere sorarsanız ouwww… Sonra Casino Barcelona isimli kumarhaneye girdik az bişey euro ezmeye. Şansım yaver gitti kollu makineleri fıldır fıldır döndürdüm, iyi para kırdım. Tutar vermiyorum tabii ki de.

La Barcelonata

La Barcelonata

playadenbb

IBIZA

Casino’dan sonra La Rambla’ya döndük. Sabah erken saatte uçak olduğu için gece 1’e kadar falan içip, çok fazla bokunu çıkarmadan zıbarıp yattık. Ertesi gün de Ibiza’ya giden tek uçuşun sahibi Vueling Havayolları’na atlayıp adanın yolunu tuttuk. Kaldığım otel Playa d’en Bossa adını verdikleri, havalimanına yaklaşık 10-15dk taksi mesafesinde bulunan, adanın en parti parti mekanlarından birindeydi. Yalnız oteller ağır cep yakıyor, onu belirteyim. Temmuz başı olduğu için yüksek taleple de birleşince hardcore ödeme tabloları oluştu gittiğim her yerde. Uzunca sahilde oteller, apart oteller, beach clublar vesaireler var. Şezlongları kiralayıp takılabiliyorsunuz, ki biz tatilin uzun kısmı öyle yaptık. Günlük kirası €15 şezlong ve şemsiyelerin yanlış hatırlamıyorsam. Etrafta çoğunluk olarak İngilizler ve Fransızlar var. Borajet’in direk uçuşuyla inen çoğunluğu barzo Türk kardeşlerimizi de unutmayalım Temel kontenjanından tabii ki.

            Deniz, kumsal, plajlardaki insanların kalitesi nedir falan diye soracak olursanız açıkçası çok tatmin olduğumu söyleyemem. Öyle beklediğim gibi başımı döndürtecek sahneler yaşamadım. Bana sorarsanız Alaçatı buradan fersah fersah daha kaliteli tiplerle dolu; denizi, kumsalı, mekanları daha janti 🙂  Bir tek şu Ibiza Town dedikleri, Ibiza Kalesi ve marinanın bulunduğu yer gerçekten kaliteliye benziyor, orada nispeten daha nezih bir kitle var. Zaten kalenin bulunduğu yer Alaçatı’nın kopyası gibi.

ibizacastleinside

Kalenin iç kısmında bir cadde

ibizacastleout

Kalenin bulunduğu tepeden bir fotoğraf

ibizacastleinside2

Kalenin oralarda bir merdiven

Ibiza Town’da yemek yenilebilecek güzel yerler var, gerek kalenin içinde, gerekse sahilde. Ayrıca sahilde binaların arasında alışveriş yapabileceğiniz turistik mağazalar var. Biz bir akşam yemeğini Ibiza Town sahilinde, Formentera diye bir yerde yedik. Fiyatlar biraz tuzlu yine ama bence gayet başarılıydı. Onun dışında Playa d’en Bossa tarafında da turistik olmasına rağmen fena olmayan yemek yerleri var ancak benim en beğendiğim Passion adındaki bar/cafe’ydi. Direkt iyi yaşayan, sporcu kafasına yönelik oldukça sağlıklı yemekler sunan bir kafe. Protein bombası yemekler var. Servis biraz yavaş ancak yediğiniz yemeğin kalitesine değiyor bence.

Ibiza şapkası deneyip dondurma yeme çalışırken / Me trying an Ibiza cap on while trying to eat ice cream

Ibiza şapkası deneyip dondurma yeme çalışırken

Ibiza şehir merkezinde bir sokak / A street in Ibiza town

Ibiza şehir merkezinde bir sokak

IBIZA’DA GECE HAYATI

Gece hayatına gelirsek, çoğu tatil merkezinde olduğu gibi vasat, orta, kaliteli gibi farklı klasmanda gece kulüpleri, barlar burada da var. Ben dört geceden iki geceyi Ushuaia adını verdikleri süper pahalı ve lüks otelin konser alanında geçirdim. Pahalı dediğim harbi pahalı, gecesi 2-3bin tl otelin. Her akşam farklı, piyasa bir dj çıkıyor; bizim gittiğimiz hafta Hardwell, Axwell n Ingrosso, Martin Garrix vardı. Konser alanına giriş €45-50 arasında değişiyor gelen dj’ye göre. Benim favorim yazının sonunda da bol bol videolarını görebileceğiniz Martin Garrix’ti. Hayatımda bu kadar eğlendiğimi hatırlamıyorum. 20’lik genç coşturdukça coşturuyor. Ushuaia dışında Space, Pacha, Amnesia gibi gece kulüpleri de var oldukça popüler, ancak biz ilk akşam Space’e girdik, bence oldukça vasat bir yerdi.

Martin Garrix konserinde Ushuaia girişi / Ushuaia entrance at Martin Garrix concert

Martin Garrix konserinde Ushuaia girişi

Evet, Barcelona ve Ibiza’yla ilgili söyleyebileceklerim şimdilik bunlar. Ibiza Kalesi’nin tarihçesine falan inmek istemiyorum, gerek yok. Parti kafasında gidilmesi gereken capcanlı bir yer Ibiza, ben de öyle yaptım. Yedik, içtik, eğlendik döndük geri. Beklentileri çok yüksek tutmazsanız keyif alabilirsiniz. Bu noktada belirlediğiniz tatil bütçesi önemli rol oynuyor, zira daha önce de belirttiğim gibi fiyatlar oldukça yüksek, ve belli bir çizginin altında kalırsanız burada eğlenmek oldukça zor olabilir. Yazıma noktayı Martin Garrix’in efsane performanslarını içeren videolarımla koyuyorum.

 

Martin Garrix w Multiply at Ushuaia Ibiza from Berkay Tekin on Vimeo.

Umarım yazıyı beğenmişsinizdir. Her türlü sormak istediğiniz şey için bt@berkaytekin.com adresinden, veya sol üst köşeki + tuşuna tıklayarak ulaşabileceğiniz sosyal medya hesaplarımdan bana ulaşıp sorularınızı sorabilirsiniz. Elimden geldiğince yanıt vermeye çalışırım.

Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle…