Chongqing 重庆

          Çin’in, Pekin, Tianjin ve Shanghai’dan sonra doğrudan denetime sahip dördüncü şehri Chongqing. Şu an 6-7 milyonu şehirli olmakla beraber toplam 28 milyonluk bir nüfusu var. Felaket bir şehirleşme hareketi var. Neredeyse her taraf inşaat.

Şu an otomotiv sektöründe ileride olmakla beraber ticaret merkezlerinden biri yapılmaya çalışılıyormuş. Oldukça dağlık, tepelik bir yer aslında. Gökdelenlerin sık bulunduğu bir bölge mevcut. Bölgeyi Özgürlük Anıtı adını verdikleri, şehrin simgesi olan kocaman bir taş heykelin etrafına kurmuşlar.

Buraya gelince dikkatimi çeken başka birşey de Chengdu’yla beraber bu iki şehirde bulunan lüks marka mağazalarının çokluğuydu. Gucci’nin, Cartier’in, Omega’nın, Ermenegildo Zegna’nın dünyanın hiçbir yerinde görmediğim kadar büyük mağazaları var. Bir an insan Çin’de miyim ben diye düşünüyor. İnsanların kültür düzeyi ve lüks tüketim talebi arasındaki korelasyon üzerine tez yazılabilir bu şehirler baz alınarak sanırım.

Şehrin en ilginç olaylarından biri de metrosu. Çin’in diğer bölgelerinin aksine metro hattının açık alanda seyrettiği kısımlarda, vagonun dış kısmında herhangi bir koruma bariyeri yok. Bazen o kadar yüksek yerlerden geçiyorsunuz ki metro tam bir roller coaster etkisi yapıyor.

Şehrin bir başka ilginç yanıysa Gele Dağı’nın eteğinde bulunan, Zhazidong ve Baigonguan adındaki politik suçluların yargılandığı eski hapishanelerdi. Zhazidong’da yaklaşık 180 tane suçlu gizli ajanlar tarafından yakılarak ölüme mahkum edilmiş. Gerçekten içine girdiğinizde o soğukluğu hissediyorsunuz.