Laponya Turu

Eveeet! Sonunda 2018 yılbaşında gerçekleştirdiğim Lapland Turu ile ilgili yazmaya geldi sıra. Yazıya geçmeden önce, artık bütün yazılarım için demirbaş haline getirmeyi planladığım içerik listesini paylaşmak istiyorum. Ayrıca şunu belirtmeliyim ki, bu yazı 3 günlük bir Lapland gezisi için program olarak da kullanılabilir.

Ne okuyacaksınız?

+ Freebird Havayolları ile İstanbul’dan Rovaniemi’ye uçuş izlenimi
+ Noel Baba Köyü (Rovaniemi)
+ Tornio+ Kar Motorsikleti Safarisi
+ Noel Baba’nın Deniz Ofisi
+ Husky Turu
+ Tornio’da Kuzey Işıkları Avı
+ İki farklı ülkede Yılbaşı Deneyimi

Birinci Gün
Noel Baba Köyü, Rovaniemi

Kuzey Işıkları Avı olarak adlandırılan aksiyona girmeyi uzun zamandır düşünüyordum. Gerçeği söylemek gerekirse bu, “aman kuzey ışıklarını kesin görmeliyim” falan tarzı değil, tamamen bir yılbaşını farklı bir şekilde geçirebilmekten kaynaklanan bir istekti. Sonuç olarak ufak bir araştırmayla, en uygun seçeneğin Pronto Tur’un Kuzey Işıkları turu olduğuna kanaat getirdim. Gerçeği şimdiden söylemek gerekirse, işin aslı pek de öyle değilmiş, ancak buna sonra değineceğim… İstanbul’dan yılbaşında Lapland’in göbeği, meşhur Noel Baba’nın Evi’nin bulunduğu Rovaniemi’ye giden tek bir charter uçuş var, o da Freebird Havayolları’na ait. Bu uçuş sadece birkaç tur firmasının birleşerek getirdikleri ziyaretçileri kapsıyor. Bizim katıldığımız tur uçuşunda Gazella ve Pronto’nun misafirleri vardı.

Uçuşumuz İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan 10:15’te gerçekleşecekti. Gerçeği söylemem gerekirse Atatürk Havalimanı’na adımımı attığımdan Rovaniemi’de dışarı çıktığım ana kadar herşey çok iyiydi. Uçak, uçuş, servis bir charter uçuştan beklenebileceğinden fazlası ya da azı değildi, üzmedi diyelim. Öğrendiğimize göre Lapland uçuşu birkaç turun birleşerek organize ettikleri, turlara özel bir uçuştu; ki kabin ekibi de tatilin tamamını bizimle birlikte geçirdiler.

Gümrük işlemlerini tamamlayıp havalimanından çıkarak otobüste Noel Baba Köyü’ne olan kısa yolculuğumuzu beklerken saat öğlen 2’yi geçiyordu. Burada kutup çizgisini geçerek sertifikalarımızı alacak, Noel Baba’yla fotoğraf çektirecek, Buz Bar, hediyelik eşya dükkanları gibi değişik yerleri ziyaret ederek vakit geçirecektik. Gerçeği konuşmak gerekirse, tur rehberimiz çok da yardımcı olmadı, çoğu şeyi gelmeden önce araştırdıklarımızla bulmakla birlikte keşfetmek zorunda kaldık. Bunun yarattığı en büyük handikap, zaman kısıtlı olduğu için (iki saat kadar) en iyi şekilde değerlendirebilmek için ne yapmamız gerektiğine karar vermemiz çok zordu. Gelmeden önce kutup çizgisini geçmemiz gerektiğini, arkadaşlarıma kartpostal yollamam gerektiğini, ve Noel Baba’yla fotoğraf çekilmem gerektiğini biliyordum.

Kutup çizgisini geçmek, ve kartpostal yollamak toplamda yarım saat kadar sürdü, ancak Noel Baba’yla fotoğraf çektirmek tam bir eziyetti. Tamam hemen gidip sepet gibi fotoğraf çektirdikten sonra ayrılmayı beklemiyordum, ama neredeyse 300 metre kuyruk vardı. Kaldı ki bu kuyruk, yaklaşık yarım saat sonrasına verilmiş bir randevudan sonra karşılaştığınız bir kuyruk. Randevu saati geldiğinde sizi labirent gibi bir yere alıyorlar, içinde eski püskü saatler, çanlar, fotoğraf albümlerinin olduğu. Bana sorarsanız kuyruğun ne kadar uzun olduğunu farketmenizi önleyecek, ve sizi heyecanlı tutacak bir setup var ortada. Noel Baba’ya ulaşmamız yaklaşık bir saat kadar sürdü, ve buna değdi mi derseniz, çok da emin olduğumu söyleyemem. Tamam güzel bir anı edindik falan filan ama, bir fotoğraf için bir saat çok da akıl karı değil. Girmeden önce Noel Baba’nın yardımcısı ufak bir kız nereli olduğumu sordu, akabinde Türkçe konuşmaya başladı. Etkilendik mi? Tabii ki hayır. Fotoğrafı çekilirken kısa da bir video çekiyorlar, ve iki bilemedin üç dakikalık seansın akabinde videonun ve görsellerin bulunduğu bir hafıza kartını €40’ya, veya basılmış fotoğrafı €30’a satmayı talep ediyorlar. Dünyanın neresinden geliyor olursanız olun, bu bir soygun, ancak o kadar bekledikten sonra almadan da edemedik. Cep telefonunuzla fotoğraf çekmenize tabii ki izin vermiyorlar, o yüzden Noel Baba Köyü’ne gittiğinizde fotoğraf istiyorsanız zamanı ve ödeyeceğiniz parayı kesinlikle göz önünde bulundurun.

Her ne kadar biz çok tecrübe edememiş olsak da köyde görülmeye değer farklı farklı başka atraksiyonlar da var; kocaman bir kardan adam, hayvani bir termometre, buzdan yapılmış bir bar/restoran gibi. Bunlar için zaman lazım tabi, 1-2 saatte yapılabilecek şeyler değil. Bunun dışında kutup çizgisi sembolik olarak köyün farklı yerlerine konuşlandırılmış. Çizgiyi geçtiğinize dair sertifikayı çizginin diğer tarafında falan vermiyorlar yani anlayacağınız. Ne tarafta olduğunuza bakılmasınız tur rehberinizden, veya danışmadan temin edebiliyorsunuz.

Konaklayacağımız yer olan, ve Rovaniemi’nin 1-2 saat kadar araba yolculuğu kadar güneyinde kalan Tornio’ya gidebilmek için öğleden sonra 5-6 gibi Noel Baba Köyü’nü terkettik. Ayrıca bu şehre yakın Kemi adlı başka bir şehirde sonraki günlerde gerçekleştireceğimiz diğer aksiyonlar için kar kıyafetlerimizi almak için durduk.

Tornio’ya vardığımızda saat 9’u gösteriyordu, hemen hemen her yer kapalıydı. Bulabildiğimiz en iyi yer Utopia adı verilen bir Pizzacı/Kebapçı’ydı. Hatta onlar bile kapatıyordu ki son anda sipariş ettğimiz pizzaları elimize alıp çıkmak zorunda kaldık, akabinde çöp konteynırının üstünde yedik. Gerçekten unutulmaz bir akşamdı!

Herşeye rağmen bir cuma akşamındaydık, ve pizza yiyip otele gidip yatmak çok da yapmak istediğimiz birşey değildi. Otelin hemen yanında Paradise(Cennet) adı verilen bir gece kulübü vardı. İroniyi anlamayan nesilden olduğumuzu farketmemiz çok zaman almadı, zira dünyanın en kötü gece kulübü falan olabilirdi girdiğimiz. Mekan tırt, içindekiler tırt, içkiler eh… Gece kulübünün girdiklerimin en kötüsü olmasını bir tarafa koyuyorum, ancak ismiyle ilgili daha kötü tecrübelerimin olduğunu söylemeden de geçemem. Çin’de okurken gittiğim Choıngqing şehrinde gördüğüm bir gece kulübü beni benden almıştı yaklaşık 5 sene kadar falan önce. Adı V.V.S.I. olan gece kulubünde bu dört harfli kısaltmanın ne anlama geldiğini ciddi merak etmiştim. Etmez olaydım. Kısaltma “Very very slightly included” tamlamasından geliyordu. Google Translate’in artık vardığı tepe nokta falan olsa gerek. Tamam şair özel insanlar girebilir sadece falan demek istiyor anladık da, bu kadarına da artık… yuh bile diyemiyorum, gülüp gülüp geçiyorum izninizle.

İkinci Gün

Kar Motorsikleti Safarisi öğlen sıralarında başlayacağı için sabahın erken saatlerini Tornio’yu gezmeye ayırmaya karar verdik. Tornio’nun sadece bir tane canlı sokağı var, ve bu sokak Rajalla Pa Gransen adı verilen -Rajalla sınırda demek- alışveriş merkezine çıkıyor. Alışveriş merkezi İsveç sınırının tam dibinde bulunan nehrin kıyısında. Kıyıya bakan bölümde kocaman bir alan var, ve her yeni yıl iki ülke vatandaşlarının katılımıyla bu bölgede kutlanıyor. Bu kutlamanın en güzel yanı, İsveç tarafı olan Haparanda şehriyle, Finlandiya şehri olan Tornio arasında bir saat fark bulunması; bu sayede iki farklı ülkede yılbaşı kutlayabiliyorsunuz. Alışveriş merkezinde biraz dolandıktan sonra köprüyü geçerek İsveç tarafında biraz dolandık. Birkaç adımla ülke, para birimi, ve saat dilimi değiştirmek ekstrem olmasa da ilginç bir tecrübe.

Öğleden sonra Kar Motosikleti Safarisi ve Noel Baba’nın Sahil Ofisi’ni görmek için Kemi’ye ulaştık. Safari her ne kadar fotoğraflarda etkileyici, değişik bir deneyim olarak görünüyor olsa da, çok da can alıcı bir deneyim değil bence, zira motorsiklete atlayıp kafanıza göre yol alamıyorsunuz. Herkes sıra halinde dizilip öndeki tur rehberini takip etmek zorunda, yaklaşık bir saat kadar süren aksiyonda herkesin ip gibi takip ettiğine emin olmak için ara ara duruyorsunuz. Güzel bir deneyim, ama çok heyecanlı değil. Safari sonunda az biraz yürüyerek Noel Baba Ofisi’ne ulaştık, ve sıcak mı sıcak birer sıcak çikolata patlattık. Ofis dedikleri zaten içerisi yine Noel Baba konseptiyle bezenmiş bir nevi kafe. Rovaniemi’deki canlılık, insan kalabalığı, yapılacak tonla şey vesaire yok. Kafede aynı zamanda atıştırmalık tadında yemekler, ve güzel tatlılar mevcut. Gün ışığı birkaç saat olduğu için hava kararmaya başladığında Tornio’ya dönmek için yol aldık. Akşam herkesin turu tercih etme sebebi olan Kuzey Işıkları Avı vardı…

Çok kısaca açıklamak gerekirse Kuzey Işıkları, Güneş’in etrafından yayılan ışık partiküllerinin atmosfere girmesiyle oluşan elektrik dalgalarının yarattığı bir cins yeşilimtrak ışık hüzmeleri oluyor. Bu yeşil ışık, partiküllerin çarpışmasıyla oluşmakla birlikte, her iki kutup çizgisinden gözlemlenebilecek düzeyde. Güney Kutup çizgisine yakın bir anakara bulunmadığı için en rahat Kanada, Norveç, İsveç, Finlandiya gibi yerlerden görüntülenebiliyor. Işıkları görme ihtimaliniz en yüksek Ocak-Mart ayları arasında olmakla birlikte, görüntüleleyeceğiniz yere vardığınızda hava durumu gibi görme ihtimalinizi yansıtan bir skalayı inceleme şansınız var. Bu skala, KP Index dedikleri 0-9 arasında değişen değerleri gösteren bir skala olmakla birlikte ışıkları çıplak gözle görebilme ihtimaliniz yaklaşık KP5 ve üzerinde mümkün oluyor. Görebilmek için olabildiğince şehrin dışına çıkmak, ve suni ışıkları arkanızda bırakarak karanlığa dalmanız gerekiyor. Biz de öyle yaptık, ancak orada bulunduğumuz dönemde KP indexi 2 civarında olduğu için çıplak gözle görmemiz çok mümkün olmadı. Her ne kadar ben görmemiş olsam da fotoğraf makinem görebildi ışıkları. Birkaç saat görebilir miyiz diye açık alanda bekleyip, ne olduğunu bilmediğim bir heykelle fotoğraf çektirirken, verdikleri yaban mersini çayını hüpletip geri döndük. Zaten etrafta çok fazla alternatif olmadığı için Pikku adını verdikleri bir pubda birer bira içtikten sonra gecelemek için otelimize döndük.

Üçüncü Gün

Üçüncü gün çift anadal yeni yıl kutlamaları nedeniyle büyük gündü. Sabah 10 sularında husky turu için Kemi’ye yol aldık. Aşağıda olması planlanan fotoğrafta da görebileceğiniz üzere bir kızak, ve kızağı çeken husky köpekler mevcut bu konseptimizde. İkişer kişilik gruplara ayrıldıktan sonra, kızağı itenin o zaman diliminin şanssızı olduğu sürüş deneyimine geçtik. Yaklaşık bir saat kadar süren eğlence sırasında kulübe mağara karışı bir yerde ateş eşliğinde çay da içtik, karlarda yuvarlanıp fotoğraf da çektirdik.

Kızağı çekmesi için neden Huskyler tercih ediliyor?

Bu sorunun cevabı yaklaşık 3000 yıl kadar öncesine gidiyor. Göçebe bir kabile olan Sibiryalı Chukchi mensupları, soğuk hava şartlarında kızağı çekerken yorulmayacak, soğuktan etkilenmeyecek bir hayvan arayışına girerler. Husky köpeklerinin dayanıklılığı, soğuktan az etkileniyor olmaları, yiyecek olmadan uzun süre idare edebilmeleri, onları bu görev için biçilmez kaftan yapmış. Derilerinin üzerinde bulunan kalın tüy öbekleri, soğuğun geçmesini önlemekle beraber, uzun süre durmadan koşmalarını da sağlar.

Husky turumuzu tamamladıktan sonra, yakınlarda bir yerde karnımızı doyurmak için yola çıktık. Gittiğimiz yerde yöresel bir lezzet olan geyik eti, patates püresi, salata gibi yiyeceklerin bulunduğu, açık büfe vardı. Ben zaten kırmızı etin çok hastası olmadığım için geyik eti yemek de çok iç açıcı gelmedi. Yiyenler memnun kaldılar demem yanlış olmaz tabii. Yemek işlemini tamamladıktan sonra ikinci kızak yolculuğuna çıkmak için yarım saat kadar yakınlarda bir yere gittik, otobüsle. Bu, muhtemelen hayatımda yaptığım en gereksiz şeydi. Gecenin karanlığında 5-10 dakika süren gereksiz bir geyik safarisine çıktık. Turu doldurmak adına yapılmış, komple boş, manasız bir aksiyondu.

Akşam saatlerinde Tornio’ya dönmüştük. Bazı tur arkadaşlarımız Kuzey Işıkları Avı’na bir şans daha vermek için kuzeye kuzeye gitme kararı aldılar. Bizse yılbaşı gecesini yorgun argın geçirmemeyi, ve düşük KP indexini de göz önünde bulundurarak ışık avını başka bir kışa bırakma kararı aldık. Otelde birkaç saat kestirdikten sonra, Tornio’da yılbaşı yemeğini yiyebileceğiniz en kaliteli mekan olan Mustapparan Paamaja adlı mekana geçtik, saat 10 sularında. Yemekler ve restoranın kendisi fena değildi. İki şişe beyaz şarabı devirirken sarhoş kafayla EDC Las Vegas biletimi alıp, alışveriş merkezinin arkasındaki yeni yıl kutlama alanına gittik. Finlandiya tarafında konserler, havai fişekler gerçekten etkileyiciydi. Yeni yıla burada girdikten sonra, beklenen ikinci yeni yıl kutlaması için karşı tarafa geçtiğimdeyse yaklaşık 40 dakika dolaşmama rağmen hiçbir şey bulamadım. Hatta artık dolaşmaktan sıkıldığım bir anda karşıdan gelen bir elemanın “birader parti nerde!!” diye böğürmesi, gerçekten bu tarafta eğlencenin bayık olduğunu doğrular nitelikteydi. Tornio’ya bakan tarafta nispi oranda bayık havai fişekleri ve yerlerde yuvarlanan insanları izledim.

Evet bu çifte yılbaşı kutlamaları akabinde bir yılbaşı gezisi daha sona erdi. Ertesi gün yine öğleden önce biraz dolandıktan sonra Rovaniemi’ye park ettiğimiz uçağımızı almak için yol aldık. Totalde eğlenceli bir yılbaşıydı, ancak çok daha iyi olabileceğini de söylemeden edemeyeceğim.

Umarım yazıyı beğenmişsinizdir. Her türlü sormak istediğiniz şey için bt@berkaytekin.com adresinden, veya sol üst köşeki + tuşuna tıklayarak ulaşabileceğiniz sosyal medya hesaplarımdan bana ulaşıp sorularınızı sorabilirsiniz. Elimden geldiğince yanıt vermeye çalışırım.

Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle!